Klasikleşmiş kamp yazılarından sıkıldıysanız, çadırı rüzgara karşı kurun, kazıkları çapraz çakın gibi artık kulaklarımızda tüy bitiren tavsiyeleri bir kenara bırakalım. Geçenlerde yabancı kamp bloglarını ve doğa forumlarını didik didik ederken öyle tuhaf bilgilere denk geldim ki, bunları sizinle paylaşmak istedim.
Hazırsanız, doğanın bilinmeyen yüzüne ve kamp yaparken kafanızı karıştıracak o absürt detaylara doğru ufak bir tur atalım.
1. Ağaçlar Aslında Arkandan Konuşuyor
Hani ormanda gidip en izbe, en sakin yere çadırı kurarsın ve huzur bulursun.Aslında o kadar da yalnız değilsin.
Bilim insanlarının “mycorrhizal network” dediği bir olay var. Yer altında mantarların oluşturduğu öyle devasa bir görünmez internet ağı var ki, ormandaki ağaçlar bu hat üzerinden sürekli birbirleriyle haberleşiyor. Sen çadırında otururken etraftaki çam ağaçları “reis yine yabancı biri geldi, tenteyi kurdu” diye resmen birbirine fısıldıyor. Yani orman dediğin yer, doğanın kendi Wi-Fi ağına sahip.
2. Yön Bulma Konusunda O Bilinen ‘Yosun’ Efsanesi
Çocukluğumuzdan beri bize ne öğrettiler? “Ağaçların kuzey tarafı yosun tutar, yönünü kaybedersen ona bak.”
Yabancı bir doğa blogunda altını çize çize yazmışlar; bu tamamen yalan! Yosunlar kuzeyi sevmez, yosunlar nemi ve gölgeyi sever. Ormandaki hâkim rüzgar ve nem akımı hangi yönden esiyorsa, yosun o tarafta biter. Ona güvenip “kuzey burası kesin” diye yürümeye kalkarsan, kendini dağın diğer ucunda bulabilirsin.
3. Doğal Hava Durumu İstasyonu: Kamp yaparken telefon çekmeyebilir, şarjınız bitebilir ama doğanın kendi meteoroloji istasyonu hep yanınızda. Yanınızda çam kozalağı varsa hava durumunu öğrenmek için havaya bakmanıza gerek yok.
Olay şu: Çam kozalakları havadaki nem oranına göre şekil değiştirir. Hava kuru ve güneşli olacaksa kozalak pullarını iyice açar. Eğer hava yağmurlu veya nemli olacaksa, çekirdeklerini korumak için pullarını sıkıca kapatır. Çadırı kurmadan önce yere bakın, kozalaklar kapalıysa yağmur gelecek demektir.
4. Sincapların Unutkanlığı Dünyayı Kurtarıyor
Ormanlarımızda etrafta koşturan o sevimli sincaplar var ya, işte o minik dostlarımız aslında tam birer unutkan.
Sincaplar kış hazırlığı için meşe palamutlarını toprağın altına gömerler ama o kadar çok yere saklarlar ki yarısından fazlasının yerini unuturlar. Sonra ne mi olur? O unutulan palamutlar devasa ormanlara dönüşür. Yani dünyadaki ormanların büyük bir kısmının varlığını, sincapların o anki alzheimer hallerine borçluyuz. Resmen doğanın gizli kahramanları.
Toparlarsak;
Kamp demek sadece ateş yakıp kahve içmek değil; doğanın o tuhaf ve kusursuz işleyişine şahit olmak demek. Bir sonraki doğa kaçamağınızda bu bilgileri aklınızda bulundurun derim. Sizin de bildiğiniz böyle tuhaf kamp hurafeleri ya da gerçekleri varsa yorumlarda buluşalım.
Herkese iyi kamplar!
